|
|

Adolf'un Çocukluğu
20. yüzyilin basinda bir evde kucuk bir cocuk babasina sormus:
- "Baba!, kedilerin kuyruklarini kesip kemer yapmak günah midir?"
Baba ilgisizce;
- "Günahtir evladim" demis
- "Peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak günah midir?"
- "O da gunahtir evladim"
- "Peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak gunah midir?"
- "Ooofff! o da günahtir evladim"
- " Peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?"
Baba en sonunda dayanamaz:
- "Degildir ulan. oooff bee Adolf , nerden aklina gelir boyle
sorular sormak?!..."
AMİN
Üç Amerikan askeri
ıraklı bir amcanın bakkal dükkanına girerler.alış veriş yaparken
'kahrolsun amerika'diye bir ses duyarlar.Etrafa bakınırlar ve sesin
bir papağandan geldiğini görürler.Bunun Üzerine ıraklı bakkal amcaya
'bu papağanı buradan yok et yarın geldiğimizde görürsek seni
mahvederiz'derler.
Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar
çünkü papağan kuşunu çok sevmektedir.Derken aklına cami imamlarının
papağanı gelir.Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır
ve'Hocam eğer sakıncası yoksa papağanları değiştirelim'der.Hoca
kobul eder ve değişim gerçekleşir.
Ertesi gün işgalci amerikan askerleri gelir, papağanı görürler ve
kızarak
-biz sana bunu yok edeceksin demedikmi?deyince
Bakkal amca bu papağan o değil desede inandıramaz.Sivri zekalı
askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup olmadığını
der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:kahrosun amerika!!
ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
-Kahrolsun amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun amerika!
papağan dile gelir
-Amin evlatlarım
BUSH
Amerika'da adamin biri
işine giderken
birden anormal bir trafigi
içine düşer, ama trafik bir milimetre
bile kıpırdamamaktadır. Bir süre sonra
arabasının yan camına
birisinin tıkladıgını görür ve camını açar.
-Ne var, ne olmus acaba ??
-Teroristler Bush'u yakaladilar... Eger 1milyar dolar verilmezse,ustune
benzin dokup yakacaklarmis.>
-Haa simdi anladim bu trafigi...
-Ya iste onun icin, herkesten biraz yardim topluyoruz
-Insanlar ne kadar veriyor ortalama olarak
?
-Valla yaklasik olarak 5 'er litre...!!
BUSH VE POWEL
Bush ve Powel bir barda
oturuyorlarmış.İçeri bir genç girmiş ve bunları görünce şaşırmış.
- "Hey siz ne yapıyorsunuz burada "
diye sormuş.Bush da:
- "üçüncü dünya savaşıni planlıyoruz "
diye cevaplamış.Şaşıran genç
- "peki nasıl olacak?"
diye sormuş.Bush:
- "10 milyon ıraklı ve bir araba tamircisini öldüreceğiz" demiş.Genç
- "araba tamircisini niye öldüreceksiniz?"
diye şaşkınlıkla sormuş.Bush Powel'e dönerek:
- "ben sana demedim mi on milyon Iraklıyı öldürürsek kimse umursamaz
diye".
HANGİ SUÇA HANGİ CEZA
İşsizdi, parasızdı,
kalacak yeri, yiyecek ekmeği, iki satır muhabbet edebileceği bir
arkadaşı da yoktu. Nerden geldiği bilinmez "Küçükistan Ceza Kanunu"
diye bir kitap geçmişti eline bir gün onu okuyarak vakit geçiriyordu
ki "Ülke başbakanına hakaret etmenin cezası altı ay" kitabı ve
gözlerini kapattı.
"Hem bütün hırsımı ondan alırım, hem bütün gazeteler, televizyonlar
benden söz eder meşhur olurum, hemde altı ay ekmek elden su gölden
yiyecek, yatacak derdim olmadan çiçek gibi kışı geçiririm." diye
düşündü.
Ertesi gün mitinge gitti, Küçükistan Başbakanı konuşurken milletin
arasından fırlayıp bütün gücüyle bağırmaya başladı.
- İnbe başbakan, inbe başbakan ! Güvenlik kuvvetleri hemen müdahale
edip yaka paça götürdüler. Ertesi gün mahkemeye çıktı, şahitler
dinlendi, savunması alındı. Hakim kararı açıkladı.
- Sanığın suçu sabit görüldüğünden yirmi sene altı ay hapsine karar
verilmiştir.
Birden gözleri karardı ayakta sendeledi, sonra kendini toparladı, ve
haykırdı :
- İtiraz ediyorum hakim bey, Küçükistan Ceza Kanunu'nun şu
maddesinin şu bendine göre başbakana hakaret sadece altı ay, bir
yanlışlık var bu işte !
Hakim acıyan gözlerle adama baktı ;
- Haklısın oğlum, başbakana hakaret altı ay fakat devlet sırrını
açığa vurmak yirmi sene.
AVRUPA BİRLİĞİ
Yıl 2050. AB Komisyonu
Başkanı odasında otururken, yardımcısı içeriye heyecanla girer:
-Efendim, Türkiye tüm isteklerimizi yerine getirdi. Onları AB'ye
alacak mıyız?
AB Başkanı:
-Yok canım, henüz olmaz. Git, duyur, Tüm Türkiye İngilizce
konuşacak, Türkçe'yi yasaklıyorum.
-Efendim onu 5 sene önce yaptılar. Hatırlamıyor musunuz?
-O zaman söyle, kokoreç yasaklansın.
-Aman efendim, onu yemeyi 2005'te bıraktılar.
-Ya ne bileyim? Kınayı yasaklayın.
-Ooooo. Beyefendi.Onu çoktan bıraktılar.
AB Başkanı düşünüp taşınmış ve;
-DAĞITIN LAN AVRUPA BİRLİĞİ'Nİ...
BUSCHUN PULU
Başkan Bush'un yeni
talimatı:
- Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün
mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş;
- Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz
mi?
- Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön
yüzüne tükürmesi efendim..."
NEREDEN BULURSA BULSUN
ABD Başkanı, İngiltere Başbakanı ve Türkiye
Başbakanı bir gün bir toplantıda bir araya gelmişler.
Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler? Önce ABD
başkanına sormuşlar:
- ABD´de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para
veriyorsunuz?
Başkan cevap vermiş:
- Valla ben memura en az 2000 dolar veririm. 1000 doları ile
geçinirler. Geri kalan 1000 doları ne yaparlar, nerede harcarlar,
hiç sormam.
Gazeteciler aynı soruyu İngiltere başbakanına da sormuşlar. O da
cevap vermiş:
- Ben, memuruma ortalama 3000 sterlin veririm. Geçinmesi için 2000
sterlin yeterli. Artan 1000 sterlini ne yapar, nerede harcarlar,
sormam, beni hiç ilgilendirmez.
Her ikisinden bu cevapları alan gazeteciler, aynı soruyu bizim
başbakana da sormuşlar.
- Valla, demiş bizimki, Türkiye´de bir memurun geçinebilmesi için en
az 1 milyar lira lazım. Ama ben taş çatlasın 400 milyon lira
veriyorum. Geri kalan 600 milyonu nereden bulurlar, nasıl geçinirler
hiç sormam.
Kapitalizm İşçi Sınıfı
Hükümet
Ortaokul ogrencisi kahramanimiz, babasinin omuzuna dokunur, sorar:
- Baba, okulda ders verdiler, "Politika nedir", anlatmamiz lazim.
Nedir
politika?
Baba oglunun yasina uygun bir formul bulur:
- Bak yavrum, simdi su kelimeleri iyice aklinda tut... Ben ucretli
calisiyorum, buna KAPITALIZM diyoruz. Parayi nasil harcayacagimiza
annen karar veriyor, ona HUKUMET de. Hepimiz aslinda senin icin
cabaliyoruz, sen HALK'sin. Bebek kardesine bakan dadin, ISCI SINIFI.
Kardesini de GELECEK diye dusun. Simdi bunlari boyle ezberle, yarin
kahvaltida sana politikayi anlatirim.
Oglan bunlari ezberler, aksam olur, herkes yatar. Gece bizimki,
kardesi
kucuk bebegin aglamasiyla uyanir. Gider bebegin odasina, bebek
altini
kirletilmis aglamaktadir. Annesinin odasine girer, annesi derin bir
uyku
cekmektedir, uyanmaz. Dadinin odasina gider, bir bakar ki, babasi
dadisiyla
ayni yatakta, "Bebek agliyor" demesine hic aldiris eden bir halleri
yok.
Bizimkisi gerisin geriye doner, yatar...
Ertesi sabah kahvaltida babasina,
"Baba ben politika neymis anladim" der. Babasi "Neymis soyle
bakalim" diye sorunca anlatir:
"KAPITALIZM, ISCI SINIFINI beceriyor. Bu arada HUKUMET |
|
|